15 Kasım 2016 Salı

Ankara'da Gezi ve Yaşam

Ankara Gezi ve Yaşam Rehberiniz 

Güzel ülkemizin en büyük 2. şehri olan ve aynı zamanda başkent unvanına sahip olan bu güzide şehir, gezilip görülmesi gereken yerlerin başında gelir. Yakın tarihimizin en önemli olaylarının yaşandığı bu şehirde, yaşanan bütün olayların yansımasını görebilirsiniz.
Ankara kışın ayazı, yazın çay bahçeleri, kalabalık meydanları, eğlence kültürü, başkent olma avantajı, memur ve öğrencinin aşırı yoğunluğu ve kamu binaları ile iç içe geçmiş bir şehirdir. 
Ankara'ya ilk defa geliyorsanız şaşıracağınız ilk şey kamu binaları ve betondan büyük taş yığınlar olacaktır. Şehrin başkent olması bütün kamu binalarının, bakanlıkların burada olmasını sağlamıştır. Yapısal olarak güzel ve göze hoş gelen binalar illaki göreceksinizdir ama bir o kadarda bu resmiyeti hissedeceksiniz. Önemli kamu binalarının çoğu devlet mahallesi adı verilen yerde bulunmaktadır. Buradan geçerken bir çok önemli kamu binasını görebilir ayrıca önemli devlet adamlarının yanınızdan eskort araçlarıyla geçtiğine şahit olabilirsiniz. 



Ankara'da gezilecek yerlerin başında Anıtkabir, hamamönü, Ulucanlar cezaevi, Ankara kalesi, dikmen vadisi ve bir çok avm ve park vardır. Tarihi olarak etnografya müzesi de gezilip görülmesi gereken yerlerin başında gelir. Ankara'da insanların daha çok rehavet ettiği yerler şehrin hemen hemen her yerinde bulunan parklardır. Kızılay meydanında bulunan güven park, kuğulu ve seğmenler parkı bunların başında gelir. Yazın insan yığını olan bu parklar şehrin birazda olsa gürültüsünden uzaklaşmanızı sağlar ve çayınızı içip kafanızı dinleyeceğiniz, arkadaşlarınızla muhabbet edebileceğiniz yerler haline gelir. Ayrıca Ankara gölleri ile meşhur bir memlekettir. Güzel bir hafta sonunda gölbaşına giderek mogan ve eymir gölünde bulunan piknik ve mesire alanlarında güzelce vakit geçirebilirsiniz.
Ankara canlı ve bir o kadarda resmi bir şehirdir. Şehrin canlılığının ana nedeni öğrenci ve memurlardır. Şehirde 15'den fazla üniversite vardır ve meydanlar sürekli dolup taşmaktadır. Öğrencilerin güzelce öğrenci hayatını yaşayabileceği nadir şehirlerden biridir Ankara. Çünkü eğitiminden tutun eğlencesine kadar öğrenciye sunabilecek şeyleri diğer şehirlere göre daha fazladır.
Eğlenmek için genelde tercih edilen yerler tunalı, bahçeli ve sakaryadır. Zaten bir Ankaralının ortalama gittiği yerler buralardır. Ayrıca burada pavyon ve Ankara oyun havası kültürü çok yaygındır asla şaşırmayın ulus ve maltepe'de bu tür yerleri görebilirsiniz. 
Ankara yazıyla kışıyla görülmesi gereken bir yerdir. Ankara'ya gelip burada yaşayıp alışamayanlar sonradan tekrar Ankarayı çok özlerler. Şehrin kendine ait mistik bir havası vardır. Her ne kadar denizi olmasa da ve insanlar denizi arasa da onlara sunulan en tuhaf şey bu şehrin ayazıdır. Kışın bu ayaz iliklerinize kadar işler ve sizi donmaktan bir çare hale sokar. Ayrıca Ankara alışveriş tutkunları için bulunmaz bir şehirdir. Şehrin her yerinde bulunan devasa avm'ler sizin için avantaj halindedir. 


Ankara'da Yaşam

Ankara'ya gezmek için geliyorsanız (4-5) günün sizin için yeterli olacağını söyleyebilirim. Şehir ortalama bir ekonomik standarda sahiptir. Bu yüzden harcamalarınızın diğer şehirlere göre pek farklı olacağını düşünmüyorum. Şehirde her kesimden insana hitap eden güzel mekanlar bulunmaktadır.Eğer Ankara'ya öğrenci olarak geliyorsanız kendinizi soğuğuna alıştırın bu sahil kesimlerinden gelecek insanların zorlanacağı ilk şeydir. Ama çok güzel ve canlı bir üniversite hayatı yaşayacağınıza da emin olabilirsiniz. Ayrıca öğrenci içinde ekonomik olarak ideal bir şehirdir.

Not: Eğer sizinde özgün şehir hikayeleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. Bu deneyimlerinizi blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz.





14 Kasım 2016 Pazartesi

Erzurum'da Gezi ve Yaşam

Erzurum Gezi ve Yaşam Rehberiniz 

Tarihin başından beri var olan bir çok medeniyet ve kültüre misafirlik yapmış, doğunun incisi ve halkın tabiriyle Türk'ün Yıkılmayan Kalesi olan şehir. Mimarisi, tarihi, kış turizmi, yemekleri ve insanlarının mertliği ile meşhur olmuş özellikle masalları aratmayacak kışı ile akıllara kazınmış şehir. Erzurum, Doğu Anadolu bölgesinin en gelişmiş ve en yoğun nüfusa sahip şehirlerinden biridir.Buda şehrin gelişimini büyük derecede artırmış ve yatırımlar şehri kalkındırmıştır. Ama şehir ayrıca mükemmel bir turizm cennetidir. Erzurum'a özellikle kış aylarında gelmenizi öneririm. Çünkü bir şehre kışın bu kadar yakıştığını dünyanın başka hiç bir yerinde göremezsiniz. O küçük kar taneleri gökyüzünden hafif hafif salınırken şehir beyaz bir gelinlik giymiş gibi olur. Sabah uyandığınızda etrafınızda sadece temizliğin rengi olan beyazdan başka bir şey göremezsiniz. Zaten şehre ilk geldiğinizde sizi şaşırtacak olan bu olacaktır. Çok keskin bir soğuk kapıyı ilk açtığınızda yüzünüze vuracak şey olacaktır. 
Erzurum mükemmel bir tarihi yapıya sahiptir. Şehrin merkezinde bile Selçuklu ve Osmanlı mimarisine ait bir çok eski yapı görecekseniz. Şehir Cumhuriyet caddesi adı altında merkezi bir cadde ve etrafına kurulmuştur. Halk arasında bu caddenin adı mecburiyettir. Erzurum'a geldiğinizde kesin bu caddede yukarı aşağı bir tur atmadan ayrılmazsınız :) Şehrin gece ışıklandırması çok güzeldir. Özellikle kış aylarında şehir kendini yapay bir cennet havasına sokar.
Kış turizminin geliştiği bu şehirde kayak yapmak için her yıl dünyanın bir çok yerinden yerli yabancı turistler gelmektedir. Avrupa'nın en uzun 2. kayak pistine sahip olması kayakla atlama kulelerinin bulunması ve kaliteli turizmcilik anlayışı şehrin en büyük artısı olmuş. Şehrin yemek kültürü ve mimarisi de Erzurum'u tanıtımda büyük rol oynamış. Cağ kebabı ve kadayıf dolması şehrin insanının da gelen turistlerinde olmazsa olmazı haline gelmiş. Buraya geldiğinizde kesinlikle yenilmesi gereken şeyler bunlardır. Cağ kebabı bugüne kadar yediğiniz en lezzetli et olarak emin olun damak tadınızda yerini alacaktır.



Şehir Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi olarak 2 tane köklü üniversiteye ev sahipliği yapıyor buda şehri tam bir öğrenci şehri haline getiriyor. Bu yüzden şehir her an işlek ve canlı.Ayrıca şehir sosyal tesisler açısından zengin. Halkın kullanabileceği büyük buz pisti, olimpik yüzme havuzu, kayak tesisleri var.
Şehrin gezilip görülmesi gereken en önemli tarihi yapısı şehrinde simgesi olan Çifte minareli medresedir. Selçuklu eseri olan bu devasa tarihi eser şehrin heybetini de ortaya koyuyor. Ayrıca hemen yanında bulunan Ulu camisi karşısında olan Erzurum Kalesinde şehrin bembeyaz manzarasını izleyebilirsiniz. Palandöken dağına çıkıp semaver çayı eşliğinde şehri ayaklarınız altına alabilirsiniz. Şehrin merkezi yerlerinde oturup dinleneceğiniz bir çok kafe bulabilirsiniz. Ayrıca mumcu caddesinde bar vb tarz mekanlarda bulunmaktadır.
Erzurum kış aylarında -30 -40 dereceleri görmektedir. Buda şehri aşırı soğuk bir yer haline getirmektedir. Yazın ise bir yayla havası ile size harika bir serinlik sunmaktadır. Bu yüzden kış aylarında bu şehirde bulunacaksanız eğer kesinlikle sıkı giyinmelisiniz.
Şehirden ayrılmadan önce şehrin en meşhur hediyelik eşyası olan Oltu taşı ürünlerinden almayı sakın unutmayın. Tesbih, yüzük, kolye vb şeyleri Taşhan adlı tarihi sanat çarşısında bulabilirsiniz. Ayrıca kış aylarında donan çeşmeleri, çatılardan sarkan buz sarkıkları, bembeyaz çam ağaçları da objektiflerinizi süsleyecek karelerdir.  Şehre yaz aylarında geldiyseniz eğer tortum şelalesini mutlaka ziyaret edin.


Erzurum'da Yaşam

Erzurum'da yaşamak veya eğitim için bulunuyorsanız emin olun aşırı soğuğunda başka sizi rahatsız edecek pek bir faktörü yoktur. Şehir küçüktür ve yapılabilecek şeyler her zaman bu tarz şehirlerde olduğu gibi sınırlıdır. Eğer burada turist olarak bulunuyorsanız size ( 3-4 )  günün yeterli olacağını söyleyebilirim. Buraya mutlak kış ayında gelmenizi ise şiddetle tavsiye ederim. Erzurum diğer şehirlere göre biraz daha pahalıdır. Ama emin güzel ülkemizin görülmesi gereken nadide şehirlerinden biridir. Size önerim eğer imkanınız varsa gelin ve bu şehrin soğuğunu iliklerinize kadar hissedin.

Not : Eğer sizinde özgün şehir deneyimleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. Bu deneyimlerinizi blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz.










12 Kasım 2016 Cumartesi

Barcelona'da Yaşam ve Gezi

Barcelona Yaşam ve Gezi Rehberiniz

Avrupa'nın bilinen en büyük futbol takımlarından biriyle hafızalarımıza kazılmış bu şehir aslında dünyanın gezilip görülmesi gereken en muhteşem yerlerinden biri. Tarihinden tutun mimarisine, şehrin düzenine, gece hayatına ve ağır bir futbol şehri olmasına kadar her şey bu şehri inanılmaz kılıyor. Bir uykuya dalarsınız ve rüyanızda hiç bilmediğiniz o muhteşem şehrin sokaklarında gezersiniz ya. İşte o şehir emin olun Barcelona'dır. Deniz, kum ve güneş üçlüsünün insanlarla ahenkle dans ettiği, sabahlara kadar sınır tanımadan eğlenilmesi ve sükunetin sabahın ilk ışıklarıyla odanıza dolması bu şehri sizin için cazip kılan en başlıca şeyler olacaktır. Kısacası Barcelona eğlencenin ve futbolun başkentidir.Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz, bir gününüzün diğeriyle asla aynı olmayacağı ve bugün yaptığınız eylemi yarın olduğunda özleyeceğiniz, eğer turist olarak gittiyseniz hüzünlü ve garip hislerle ayrılacağınız bir şehir. 


Barcelona, İspanya'nın diğer şehirlerine göre çok daha güzeldir.Şehre ilk adım attığınızda dikkatinizi çekecek şey şehrin düzeni ve mimarisi olacaktır. Estetik denilen şey bu şehrin sokaklarından akıp gidiyor. Şehrin cazibesi sizi içine çekecek ve zaman kaybetmeden gezmeye başlayacaksın. İlk gün rotanızı çizin ve başka duraklarda zaman kaybetmeden La sagrada familia, park güell, ve meşhur camp nou gezilebilir. Bunlar zaten sizi o gün boyunca yoracak ve kendine hayran bırakacak yapılardır. Gün aralarında kendinize biraz vakit ayırıp karnınızı doyurup şirin ve efsane ispanyol yemeklerini yiyebilirsiniz. Montjuic, tibidabo, montserrat gibi yerleri eğer tranvaymış, eğlence parkıymış, teleferikmiş vb gibi şeylere ilginiz varsa gezin yoksa zaten her ülkede olan genel şeyler olduğu için vakit kaybetmek istemezsiniz. Ayrıca burada ulaşım çok kolaydır, eğer burada turist olarak bulunuyorsanız turist hattını kullanmanız sizin için avantajlı olabilir. Çünkü bu hat sizlere turistik yerlere gitmenizde daha yardımcı olacaktır. Biletlerini otobüslerden seyahat acentalarından sağlayabilirsiniz. İkinci gün poblo espanyol, mnec gibi yerler gezilirse zaten artık belli başlı yerleri gezmişsiniz demektir. Sabah erken saatlerde bu yolculuklara başlamanız sizin için avantajlı olacaktır, kalabalığın ve turistik bir şehir olmasının dezavantajlarını çok yaşamamış ve günü tam zamanında bitirmiş olursunuz. Eğer kendinize yeşil rota çizecekseniz bu rotada yürüyerek gezmeniz sizin için iyi olacaktır. Port olimpic, barceloneta gibi yerler gezerken daha iyi keşfedilip zevkini çıkarabileceğiniz yerlerdir. Ayrıca Barcelona bir çok kilise manastır ve müzenin olduğu bir şehir, yolculuğunuzun içinde şehrin bu tür mimariye sahip yerlerini de gezmeniz yeni ve farklı bir şeyler görmenizde faydalı olacaktır. Eğer şehir merkezinde la rambla, jaume 1 metro istasyonu, catedral de barcelona gibi yerlerdeyseniz La basilica galeria'yı bulun ve gezmeye başlayın. Görüp görebileceğiniz en tuhaf dükkanlardan biri olacağına eminim.
Barcelona o kadar canlı bir şehir ki bir kaç satırla anlatmaya sığmıyor. Canlı ve hareketli yaşamından la rambladan, barri gotic'den bahsetmek ve sonra antoni gaudi ve modernizm akımına ayrı bir yer açmakta ayrı bir yer var. Ayrıca deniz ürünleri çok seviyorsanız bu şehri ziyaret etmek için emin olun şimdiden büyük bir nedeniniz var la paradeta'da yiyebileceğiniz ve bizimde damak tadımıza pek uzak olmayan bir lezzet keyfi yaşatabilirsiniz kendinize.
Gece hayatını seven bir insansanız barcelona gece hayatı her telden çalan ve her kesime hitap eden tarzıyla sizi fazlasıyla memnun edecektir. Çoğu avrupa ülkesinden bile sadece günü birlik sırf eğlenmek için gelen insanları göreceksiniz.

Barcelona'da Yaşam

Barcelona'da yaşamak veya eğitim almak istiyorsanız yasal yolları tercih edin.Yasa dışı yollarla burada yaşamak sizin için kötü sonuçlar doğurabilir. Burada yaşayan, çalışan ve eğitim gören bir çok Türk var ve bunların hepsi yasal yollarla başvurarak burada hayatlarını sürdürmekte. Özellikle erasmus için çok iyi bir şehir olduğu söylenen barcelona cidden ilk tercihiniz olabilir. Eğer buraya turist olarak gelecekseniz (4-5) gün sizin için yeterli olacaktır. Maddi olarak yapacağınız harcama sizin lüks ve eğlence anlayışına göre değişiklik gösterecektir. Ama şunu da unutmayın ki barcelona turistik bir şehirdir ve harcamalarınız bu yüzden hesap ettiğinizden daha fazla tutabilir. Her şehirde olduğu gibi bu şehri de anlatarak bitiremeyiz. Bu yüzden Bu şehre gelin ve bu şehrin ruhunu hissedin.

Not : Eğer sizinde özgün şehir deneyimleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. Bu deneyimleri blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz.












5 Kasım 2016 Cumartesi

Prag'ta Yaşam Ve Gezi

Prag Yaşam ve Gezi Rehberiniz 

Barok mimarisinin başkenti, altın şehir diyede adlandıracağımız Prag Avrupa'nın gezilmesi gereken en masalımsı şehridir. Şehir o kadar farklı bir mimariye ve havaya sahiptir ki, şehre girer girmez, kendinizi zamanın gerisinde kalmış gibi hissedersiniz, çünkü Prag size orta çağ hayatını mükemmel derecede yansıtabilecek en güzel şehirdir .Gotikliğin zirvesinde Avrupa'nın yükselen en büyük incisidir.İster doğu ister batı Avrupa'ya gidin böyle bir şehir bulmak çok zordur.Öyle ki şehrin gezilmeye değer o kadar çok yeri vardır ki bir noktadan sonra artık burada yaşasam benim için daha avantajlı olur sözlerini duyarsınız. Şehir son zamanlarda çok kalabalık olmaya başlamış bunun nedeni  hergün dünyanın dört bir yanında gelen turistler. Wenceslas meydanındaki gündüz hareketliliği gece ara sokaklara taşınır. Yani demek istediğim Prag sadece mimarisi ve güzelliğiyle değil gece hayatınında bir o kadar muhteşem yaşanmasıyla bilinir. Şehrin mimarisi o kadar güzel ve gizemlidir ki rivayete göre Hitler bu şehre girdiğinde yıkmaya kıyamamış.Şehrin mimarisi zaten sizi Praga aşık eden ilk etkendir. Yağmur veya kar bir şehrin duvarlarına bu kadar mı yakışır diyebileceğiniz sayılı şehirlerden biridir. Old town kısmı dünyanın en güzel şehirler kısmına girer, bir ressamın eline kağıt kalem verseniz ve bana masallardaki şehri çiz derseniz size çizeceği şehir emin olun Prag olur.Köprüleri, kiliseleri, meydanları Prag kalesi,dans eden evleri, petrin kulesi vb bir çok gezilmeye değer yer var Prag'da. En önemlisi de şehri bölen nehirlerde yapabileceğiniz tekne turları.
Prag yaz kış farketmez her mevsimin şehri, kışları biraz soğuk olmasından başka hiç bir aksayacak yönü yok.Manzarası insanı resmen büyülüyor insanın gezdikçe gezesi geliyor.Wenceslas meydanı adete insanların bir buluşma noktası haline gelmiş.Zaten ünlü mağazaların bulunduğu yerlerde buralarda. Güneş batmaya yakın meydanda bir yere oturun ve kahve siparişinizi verin, sonradan sokaklara düşen sokak sanatçılarını şehrin ışıklandırılmasını izleyin. Prag'da ki başka bir avantajınız ise gördüğünüz diğer Avrupa şehirlerine nazaran çok ucuz olmasıdır. Yeme,içme, gezi ve eğlence yelpazesi geniş olmasına rağmen bu kadar ucuz olması şehrin bu kadar çok ziyaret edilme sebeplerinden biri. Sokaklar dar ve bazı yerlerde arnavut kaldırımları ile mükemmel bir görünüm kazanmış.Prag'ın mimarisi gezilecek yerleri dışında şehri güzelleştiren başka bir şey ise şehrin güzel kızları. Yabancı turistlerin hemen hemen hepsinin hayranlıkla baktığı en çirkini diyebileceğiniz bir kızın bile mankeni aratmadığı gerçeğini unutmayalım. Çoğu Avrupa ülkesinde yeme içmede sıkıntı yaşarken burada fazla yaşayacağınızı zannetmiyorum.
Prag'ta gündüz kiliseleri, tarihi binaları gezerken ve bu şehir sadece böyle tarihi mi diye düşünürken akşam eğlence mekanlarının önlerindeki kalabalığı görebilirsiniz. Avrupa'nın diğer şehirlerine göre ucuz ve güzel olan bu mekanlar çoğu zaman dolup taşmaktadır. Gece ilerleyen saatlere rağmen mekanların çoğu hep doludur.
Prag'da ulaşım çok rahattır. Şehir düşündüğünüz kadar büyük değildir. Bu yüzdem her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Bazı insanların ''aman ne yürüyeceğim'' dediğini  duyar gibiyim ama emin olun bu şehri keşfetmenin en güzel yolu bu. Size dezavantaj olarak sadece biraz topuk ağrısı olarak geri döner. Ama yaşadığınız görsel güzellik sizin hafızalarınızdan ölene dek silinmez.



Prag'da Gezi

Prag'ta yaşamak ister misiniz bilemem ama benim size tavsiyem burası yaşanmaktan çok gezilip görülecek tarihinden tutun mimarisine veya gece hayatına kadar aradığınız her şeyi size sunabilecek bir şehirdir.Prag'ta hayat şartları normal bir Avrupa şehri veya güzel ülkemiz Türkiye'ye göre daha ucuzdur. Prag seyahatinizde size (3 veya 4) günün yeterli olacağı kanısındayım. Harcamalarınız buradaki tercihlerinize ve lüks tüketiminize göre farklılık gösterse de diğer Avrupa şehirlerinde ki lüks tüketiminiz kadar büyük farklar oynatacağını sanmıyorum.
Buradan Türkiye'ye gelmeden önce ucuz hediyelik eşyacılarından  çok güzel hatıralıklar alabilirsiniz.
Size vereceğim en iyi öneri ise eğer imkanınız ve fırsatınız varsa tarihi dokusu mükemmel olan bu Avrupa şehrini mutlaka ziyaret edin.


Not: Eğer sizinde özgün şehir deneyimleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. Bu deneyimlerinizi blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz.



















New York'ta Yaşam ve Gezi

New York Yaşam ve Gezi Rehberiniz 

New York ! Bir Amerikan rüyası.Herkesin gitmek isteği ama bazılarının sadece Tv'lerde, dergilerde veya sadece fotoğraflarda gördüğü, devasa göktelenlerin yükseldiği, 24 saat boyunca canlı ve asla uyumayan şehir.Öyle ki bu şehir sadece başka ülkelerden insanların merakla baktığı değil, Amerikanın farklı şehirlerinde yaşayan insanların bile rüyalarını süsleyen bir yer.Gündüzleri gökdelenlerin bulutlarla buluştuğu, geceleri ışıkların kalabalıklara karıştığı şehir. Kültür kaynaşması olayını diğer dünya şehirlerine nazaran mükemmel derecede geliştirmiş sadece şehirleri değil kıtaları birleştirmiş İngilizlerin kurduğu varsayılan modern dünya şehri. 

Burada yaşayan insanlar kendilerine newyorker diyorlar. Bunun bizim dilimizdeki karşılığı new york'lu demek. Şehre geldiğiniz zaman aşırı hareketlilik, korna sesleri gürültü, devasa binalar ve ışık kümeleri sizi şaşırtan ilk şey olacak. Ama içinizdeki heyecan ve süslü amerikan rüyası hemen devreye girecek ve yavaş yavaş şehre aşık olmaya başlayacaksınız. Kendinizi metropol hayatına hazır tutmanız bu şehirde kolayca yaşamanın en doğal yolu olacaktır. New York insanı İstanbul insanıyla aynıdır, çünkü her yerde bir kalabalık, sokak satıcıları, hızlı hızlı yürüyen insanlar, dolup taşan metrolar vb gibi şeyler sizin yabancı olmadığınız durumlar olacak. New York gezilmesi ve yaşanması gereken bir şehir olduğunu daha ilk adımınızı atar atmaz size hissettirecek. 
Özgürlük anıtı, Ellis adası, Rockefeller center'ı, Empire States binası, Central parkı, meşhur caddeleri, çin mahallesi, küçük italyası vb sayamadığım bir çok yeri gezdiğinizde, her biri sizi izlediğiniz başka bir filme götürecek.Herhalde bu şehrin en güzel tarafı, şehre hiç gelmediğiniz halde şehrin her yerini anımsıyor ve daha önceden yaşamış gibi hissetmeniz olacak. Gezdikçe şehrin ruhunu ve hareketliliğini içinizde hissedip, daha önce filmlerden veya fotoğraflardan anımsadığınız yerlerde belki yüzünüze bir tebessüm belirttirecektir bu şehir. New York'da yayvan taksilerin birbirini kovaladığı geniş ve meşhur caddelerde her an Tv'lerden veya Youtube'den gördüğünüz bir Hollywood yıldızı veya basketbol takımı oyuncularıyla karşılaşabilirsiniz. Zaten bu ünlü caddelerde gezmeden ve ışıl ışıl olan lüks mağazalardan alışveriş yapmadan veya kalabalıklar içinde kaybolmadan kendinize New York'u gezdim diyemezsiniz. Devasa binaların arasından geçerken, aslında bu binaların Amerikanın gücünü simgelediğini anlıyorsunuz ve 70 milletten insan yaşıyor deyiminin bu şehirde ete kemiğe büründüğünü anlıyorsunuz. Özellikle şehir geceleri bir başka güzel oluyor. Işıklar dev binalardan ve devasa reklam panolarından caddelere yansıyor, 5. caddeye geldiğinizde mükemmel derecede bir alışveriş çılgınlığının başladığını görüyorsunuz. Tabi buranın meşhur caddesi times meydanıdır. Broadway, 7.cadde ve 42. sokağın birleşmesinden oluşuyor.Buraya New York'un kalbi deniliyor. Amerikanın bir kültürü haline gelmiş reklam, tüketimin ve kapitalizm'in ne derece büyük olduğunu burada çok iyi anlıyorsunuz. Devasa reklam panoların yanından geçerken birden kalabalıklar içine kaybolduğunuzu anlıyorsunuz, şehrin ne derece farklı olduğunu ve burada yaşamanın avantajlarını ve dezavantajlarını görmüş oluyorsunuz.
Eğer New York'u kuş bakışı bir şekilde görmek istiyorsanız ya helikopter kiralayıp gezeceksiniz yada Empire States binasının tepesine çıkıp bu koca şehri ayaklarınızın altına alacaksınız. Buraya her gün binlerce insan geliyor ve New York'u kuş bakışı izleyip fotoğraflar çekiliyor. Burası şehrin heybetini ve Amerikan gücünü gösteren bir simge olarak görülüyor. Tabi ki bana göre bu şehrin en tanınmış ve bilindik simgesi Özgürlük Anıtıdır. Manhattan, battery park'tan kalkan gezi tekneleriyle gidebileceğiniz bu anıt, temiz deniz havası alabileceğiniz ve ardından Ellis adasına uğrayıp gezip dolaşabileceğiniz bir günde size eşlik edebilir. Burada gezen turistlerin hepsinde I love NY adlı t-shirtlerin ve şapkaların olduğunu çok rahatça görebilirsiniz.Eğer turist olduğunuzu çaktırmak istiyorsanız kendinizde alıp giyinebilir yada Türkiye'ye bir hatıra olarak götürebilirsiniz. 
New York'un gürültüsünden uzak bir gün geçirmek istiyorsanız tamda aradığınız yer Central Park'tır. Böyle bir şehrin ortasında nasıl böyle bir doğal yaşam alanı oluşturmuşlar, insan gerçekten hayran kalıyor ve aynı şekilde kendi ülkemizde de görmeyi temenni ediyor. Taş yığınların içinde cennetten bir parça demek burası için pekte abartılır bir söz değil.İçinde sincapların koşuşturduğu yeşilin rengini ve çimenin kokusu hissettiğiniz, insanların oturup kitap okuduğu, spor yaptığı, içinde bir göl bulunduran doğa ötesi bir yaşam alanı. Buraya geldiğinizde kendinizi o kadar huzurlu hissediyorsunuz ki sanki New York'dan çıkıp başka bir şehre gelmiş gibi oluyorsunuz. Bazı insanlar tatil günlerinin çoğunu şehrin gürültüsünden kaçıp burada değerlendirmeyi daha mantıklı buluyor. Eğer yolunuz New York'a düşerse termusunuza çay alıp arkadaşlarınızla burada huzur dolu bir gün geçirmenizi öneririm.Ayrıca New York müzikalleriyle de ünlü bir şehirdir. Brodway 'deki müzikallere gidip gönlünüzce bir akşam keyfide yapmış olabilirsiniz. Şehir yiyebileceğiniz en güzel şey ise pizzadır. Burada mükemmel pizzalar yapan restoranlar bulabilirsiniz ve fiyatlarının bizimkilere oranla düşük ve pizzalarında daha lezzetli olduğunu göreceksiniz. Ayrıca Çin mutfağını kesinlikle tatmadan New York'tan ayrılmayın. Bir çok kültürün kesiştiği bir yer olan New York'da damak tadınızı farklılaştıracak bir çok şeye rastlayabilirsiniz 

New York'da  Yaşam

New York'ta yaşamak veya eğitim almak istiyorsanız yasal yolları tercih edin. Çünkü burada yasa dışı çalışmak bu şehri size zindan edebilir ve emin olun umduğunuz bir hayatı yaşayamazsınız. Eğer eğitim almak için burada bulunuyorsanız mükemmel bir şehir seçmiş olduğunuzu hiç tereddüt etmeden söylemek isterim. Şimdi gel gelelim New York'ta hayat şartlarına. New York gerçekten diğer Amerikan şehirlerine oranla gerçekten pahalı bir şehir. Burada asgari ücretle yaşama neredeyse imkansız bir şey. Bildiğim kadarı ile saatlik asgari ücret 10 dolar kadar. Buda New York'ta geçinmek için çok düşük bir tutar.Ama New York'da iş bulmak çok kolaydır dünyanın sayılı finans şehirlerinden biri olan New York ayrıca en büyük doğal limanların üzerine kurulmuştur. Green card başvurusunda bulunurak amerikada yasal yollarla yaşayabilirsiniz. 
Eğer buraya turist olarak gelmek istiyorsanız uzunca bir hava yolu yolculuğunu geçireceksiniz. Burada harcayağınız para tüketim ve lüks seçimlerinize göre değişkenlik gösterecektir. New York tatiliniz için (10) gün bence yeterli olacaktır. 
Size verebileceğim en iyi öneri, eğer fırsatınız ve imkanınız varsa bu şehri gelin ve görün, şehrin ruhunu hissedin.


Not: Eğer sizinde özgün şehir deneyimleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. Bu deneyimlerinizi  blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz
















4 Kasım 2016 Cuma

Londra'da Yaşam ve Gezi

Londra Yaşam ve Gezi Rehberiniz 

Dünyanın en renkli kentlerinden biri. Yaşam, futbol, dinamizm, kültürler kaynaşması, 5 çayı, browni, eşi benzeri olmayan mimari eserler, üniversiteler her milletten farklı insanlar, şirinlik abidesi çift katlı kırmızı otobüsler, kırmızı telefon kulübeleri, hayatın akışının her yerden  farklı olduğunu gösteren trafik akışı, meşhur publar, siyah renkli taksiler, gece klüpleri vb her şeyi farklı olan hikayemsi şehir Londra.
Kışı bambaşka yazı bambaşka diyebileceğimiz grinin 50 tonunu da gerçekten yaşayıp medeniyetine aşık olacağınız , vay be İngilizler'de yapmış abi diyebileceğiniz bir şehir.Dünyanın en pahalı başkenti olarak gösterilen bu şehir aslında dünyanın gezilebilecek veya yaşanabilecek en güzel şehridir. Şehrin ışıklandırmalarından tutun temizliğine veya evlerine kadar her şey bir İngiliz tebessümü gibi doğal.Bu doğallık şehre farklı bir hava katmakla birlikte burayı görüp giden insanları bir daha kendine çekmiş.Londan eye'si, Big ben'i, Tower bridge'si, Westminster sarayı şehrin gezilip görülebilecek en baş yapıtları arasına girmiş ve kartpostallık bir güzellik çıkarmıştır ortaya.
Londra'ya geldiğinizde ilk şaşıracağınız şey tabi ki trafiğin bizimki gibi değil, tersten akışı olacaktır. Kendinize şehir merkezine attığınızda kırmızı telefon kulübelerini, çift katlı otobüsleri ve şehrin mimarisini eminim çok beğeneceksiniz.Şehrin her daim kiremit tadında evleri, sistematik olan toplu ulaşımı, her yere giden metrosu artı olarak değerlendireceğimiz özelliklerinden biri. Hafta sonları tamamen bir futbol şölenine hazırlık yapan sokakları ve maç saatini beklerken pub'larda ''nasıl bu kadar içebiliyorlar'' diye merak ettiğin insanların şehri. Çoğu zaman yağmur yağan ve güneşin açtığında insanların publar'da dahil dışarıya fırladığı bir şehir. Gece eğlenceleri gerek aristokrat gerek serseri gerekse çılgınca yaşanabileceği farklı sunumlarla insanı cezbeden, sürekli bir aktivite bulabileceğiniz, opera ve tiyatro binalarına hayran kalacağınız şehir.Özellikle christmaslarda şehrin cennete insanların meleklere dönüştüğünü göreceksiniz. London Eye'den şehre baktığınızda içinizden bir şeylerin bu şehre ait olduğunu hissedeceksiniz.Big ben'i görmek için ayrı bir zaman ayırıp şehrin bu manzarayı gören her yerinden kendinizi fotoğraflatmak için uğraşacaksınız. Eğer sağlam bir rock dinleyicisiyseniz sokakların bazılarının bu rock gruplarının albümlerinin veya şarkılarının ismi olduğunu göreceksiniz. 
Londra'da mutlaka notting hill'e uğrayın eski plakçılara takılın. Hele ki ağustos karnavalına denk getirdiyseniz tadını çıkarın, lancaster gate deki white swan pub'a uğrayın bir ale için.Londranın en eski pub'udur, mutlaka fish n cips yiyin. Buraya turist olarak değilde keşke yaşamak için gelseydim sözlerini kendi kendinize söylemeye başlayacaksınız.Şehrin en işlek caddesi olan piccadilly'de gezerken aslında aradığınız renkler karmaşasının tam ortasına düşeceksiniz. Sokak müzisyenleri, el ele gezen çiftler, etrafı fotoğraflayanlar, mağaza ışıkları şehrin gürültüsü sizi farklı bir dünyaya sokacak. Ayrıca oxford street'de gezerken şehrin havasının değiştiğini ve sizi cezbeden bu sokakların güzelliğini beyninize kaydedeceksiniz. Şehirde yağmur yağdığında insanların bizdeki gibi kaçışmayışı sizi şaşırtmasın,Çünkü bu insanlar yağmura alışık, eğer böyle bir şeye yakalanırsanız bir pub'a girip kendinize bir içecek ısmarlayın yada muhteşem kafelerin birinde güzel bir çayla birlikte browni yiyin. 
Londra için vazgeçilmez şeylerden biri ise futboldur. Herkes şehrinin takımını tutar ayrıca bu takımlar semtlere göre yine ayrılır. Westham, chelsea, tottenham, arsenal, şehrin ünlü kulüpleridir ve taraftarları yabana atılmayacak kadar fanatiktir. Bir takımın formasını alıp bir hafta sonu maça gidebilir yada bir tren uzaklıktaki manchester deplasmanında bir kaç arkadaşınızla kendinizi bira içerken bulabilirsiniz :)
Şehir diğer Avrupa şehirlerine göre daha canlıdır gece hayatı kolay kolay bitmez.Eğer gece hayatına düşkünseniz bir hafta sonu şehrin en iyi gece kulübü olan tiger tiger'de kendinize güzel bir eğlence yaşatabilirsiniz.Yoğun geçen gecenin yarınında hyde parkda kitabınızı, sandiviçinizi alıp sakin, huzurlu şehrin içinde şehrin gürültüsünden uzak doğayla baş başa kalıp yeşilin tadını da çıkarabilirsiniz.


Londrada Yaşam 

Londra hem Avrupa'nın hem dünyanın en büyük finansal şehirlerinden biridir ve aşırı derece ilgi görmesi şehri mükemmel turistik hala getirmiştir. Londrada hayat diğer avrupa şehirlerine göre pahalıdır. Bunun ana nedeni bizim paramızın onların parasına göre çok değersiz olması. An itibariyle 1 pound 4tl'ye tekabül etmektedir.Eğer Londraya turist olarak geliyorsanız harcamalarınıza dikkat edip cebinize göre davranmanız en iyi tavsiyemdir. Zaten burada yaşıyorsanız buranın hayat standartlarına tabi olduğunuzdan dolayı çok zorlanacağınızı düşünmüyorum. Eğer Londrada yaşamak gibi bir planınız varsa bunu sakın atlamayın ve iki taraflı düşünerek kararınızı ona göre verin. Ayrıca kendinizi Ankara Antlaşmasına tabi tutturarak burada yaşama fırsatınızı artırabilirsiniz.

Londra'da yaşam hayat standartlarınızı artırabileceği gibi dünya görüşünüzü ve zevk anlayışınızı da değiştirebilir. Ama Londra her insanın yaşabileceği bir şehirdir yeterki şehri gelip görün ve ruhunu hissedin.


Not: Eğer sizinde özgün şehir deneyimleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz. Bu deneyimlerinizi blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz.








Paris'te Yaşam ve Gezi

Paris Yaşam ve Gezi Rehberiniz

En yaşanılası yer olsa gerek.Kitaplarda okuduğunuz filmlerde ve resimlerde gördüğünüz şehrin içine kendinizi koyarsınız.Gözlerinizi kapayıp, Eyfel manzaralı bir yerde çayınızı yada biranızı yudumlarken batan güneşin ışıklarını hafif bir rüzgarla yüzünüzde hissedersiniz.Belki aşık olmak sizin için sıra dışıdır ama emin olun paris aşıklar kentidir...Yada bir o kadarda yalnızın bulunduğu bu şehirde aşıklar arasında yalnız kalmaktır.Boş günlerin ne getireceğini bilmemek, müze müze gezmek, sadece televizyonlarda kitaplarda gördüğün tabloları görmek, o fırça darbelerini hissetmek, montmartre'da daracık sokaklarda gezinip yağlı boya kokusu solumak, rodin'in  hayat verdiği heykellerin etrafında gezinmek, parfüm kokularını bir sıcaklık gibi hissetmek, romantik komedi filmlerinden hatırladığınız sokakları görmek, bistroların önünden geçerken içeride acaba  hangi jazz müzik çaldığını merak etmektir.Yaşamaktır Paris nefes alırken romantizmi ciğerlerine kadar hissetmektir. Sokaklarını aydınlatan elektrik direklerine bakınca bile gözünde  Eyfel'in canlanmasıdır paris.Etrafınızdaki şirin insanların nasıl bu kadar kaba bir dile sahip olduklarını da merak etmektir ayrıca Paris :) Yani kısacası öykü gibidir Paris.
Paris yaşanılabilirliği en güzel Avrupa şehirlerinin başında gelir, tabi Fransızların dünya sahnesine sunduğu mükemmel reklamda bunun büyük bir payı vardır.Tarihin başından beri Avrupanın modern kültürünü yaşattığı ve bunu insanlara sergilediği nadir bir şehirdir.Reklamını aşk üzerinden yapan bu şehri sadece aşk olarak görmek büyük bir yanılgıdır.Tarihi, müzeleri, 500 yıllık kaldırımlarını, her an bulabileceğiniz kültürel ve sosyal aktiviteleri, mağazaları, muhteşem mimariye sahip kiliseleri, yemyeşil olan parklarını, bir çoğu UNESCO tarafından dünya mirası altına alınmış yapıları görebilir, Disneyland'a gidip çocuklar gibi eğlenebilirsiniz.




Burada yaşayan insanlar kendilerine Parisien diyorlar. Şehirde mimari o kadar güzeldir ki herhalde burada sadece sanatçılar yaşıyor olabilir dediğiniz anlar olmuyor değil. İstanbul'un meşhur İstiklal caddesi gibi Parisinde en meşhur caddesi şanzelizedir. Bu cadde km uzunluğundadır ve her gün binlerce insanın uğradığı yerlerden biridir. Etrafı kafeler mağazalar ve mükemmel mimariye sahip olan evlerle çevrilidir. Bu caddede yürürken dikkat etmeniz gereken şey etrafa bakmaktan gözünüzün önüne bakmayı unutmamaktır.Pariste mükemmel bir tüketim manyaklığı vardır, Avrupa'nın ve dünyanın bir çok yerinden insanlar buraya sırf mağazalarda alışveriş yapmak için gelirler buda parisi moda başkentlerinden biri yapıyor.
Sizinde bildiğiniz gibi Parisin simgesi Eyfel Kulesidir. Burada yaşayan ve turist olarak gelen herkesin fonda bir fotoğrafı olan meşhur kule. Ulan Pariside amma gezdik diyenlerin tepesine çıkınca aslında pekte gezmediğini anlatan,aşıkların ayak uçlarında birbirine sarıldığı her dakika fotoğraf karesinin patladığı, ailelerin etrafında gezindiği ve solo takılan insanların köpek gezdirdiği, kay kay yaptığı bir nevi sosyalleşme ve uzaktan izlenilesi ve karşısında keyifle bir şarap açıp sigara yakılası mükemmel yapı.
Pariste yaşamak bir rüyada yaşamaktan farksızdır sabah yaşam parklarında spor yapmaktır, öğle vaktinde şanzelize'de gezmektir, güneşin batmasına yakın bir güzel bir mekanda blues dinlemektir.Akşam eyfelin ışıklandırılmasını beklemektir.Sevdiklerinle o müze senin bu müze benim takılmaktır, buram buram tarih kokan sokaklarında, yüzyıllık dükkan ve evlerinde kendini aramaktır.

Pariste Yaşam

Eğer Paris'e yaşamak için geliyorsanız yasal yolları tercih etmek sizin için en uygun olanıdır.Çünkü eski bir sömürge devleti olan Fransa yasa dışı yollarla burada yaşamak isteyenlere göre bir yer değil. Çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi burada da kaçak yollarla çalışan insanlar var, ama emin olun onların yaşadıkları Paris ve bizim anlatımlarımız da olan Paris aynı yer değil.
Şimdi gelelim hayat şartlarına. Eğer buraya turist olarak gelecekseniz Paris size (10) gün süre zarfında yeterli gelecektir.Harcayacağınız para sizin normal ve lüks tüketiminiz göre değişkenlik gösterecektir.Ama şunu unutmayalım Paris diğer Avrupa şehirlerine göre bir tık daha pahalıdır. Eğer burada yeni bir yaşam için bulunuyorsanız tabi ki her şehirde olduğu gibi burada da yaşam standartlarına uygun alışveriş yapabileceğiniz yerler vardır.Parisle ilgili küçük notlar bunlardır,tabi ki koskoca şehri anlatarak bitiremeyiz. Bu yüzden bu şehri gidip gezmeniz ve ruhunu hissetmeniz sizin açınızdan en doğru olan şey olacaktır.


Not: Eğer sizinde özgün şehir deneyimleriniz varsa benimle iletişime geçebilirsiniz.Bu deneyimleri blogumda sizin adınıza paylaşıp daha çok insana ve şehre ulaşabiliriz.